Make your own free website on Tripod.com

1960 KIBRIS CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞU

Yunanistan‘ın BM’den tek taraflı “self-determinasyon” , yani “ENOSİS” lehinde bir karar alamaması, Kıbrıslı Türklerin “ENOSİS”e karşı direnişleri ve Türkiye’nin kendilerini desteklemelerindeki kararlılığı, Türkiye ile Yunanistan arasında müzakereler başlatılmasına imkan sağlamıştır. 11 Şubat 1959’da Türkiye ile Yunanistan Zürih’te bir anlaşmaya varmışlar, Londra’da İngiltere’nin ve Kıbrıs’taki iki toplumun liderlerinin onayını almışlardır. Bu şekilde ortaya çıkan Zürih ve Londra Andlaşmaları; bağımsızlık, iki toplumun siyasi ortaklığı, toplumsal alanda otonomi ve çözümün Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından garanti edilmesi ilkelerine dayanmıştır. Bu çerçevede, “Fonksiyonel Ortaklık” (Federasyon denebilir) çerçevesi öngören bir anayasa, bunun temel maddelerinin yarattığı durumu teminat altına alan bir Garanti Andlaşması, İngiltere’ye iki egemen üs bölgesi bırakan bir Kuruluş Andlaşması ve Türkiye ile Yunanistan’ın Kıbrıs’ta askeri birlik bulundurmalarını sağlayan bir İttifak Andlaşması ortaya çıkmıştır. 16 Ağustos 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kurulmuştur.

1960 düzenlemeleriyle içeride iki toplum arasında fonksiyonel bir ortaklıkla iç dengenin sağlanmasına çalışılmıştır. Kuruluş Andlaşması ile tesis edilen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasası da taraflar arasında müzakere edilerek benimsenmiştir. Bu itibarla ana hükümlerinin de değiştirilmemesi kararlaştırılmıştır.

Dış denge ise, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantör olmasıyla temin edilmiştir. Türkiye, böylece İngiliz egemen üsleri (Agratur ve Dikelya) dahil olmak üzere, Ada’nın tümünü garanti altına almış, Yunanistan ENOSİS peşinde koşarak bu garantörlüğü menfi yönde kullanmıştır. İngiltere ise, Rum mezalimi karşısında ses çıkarmayarak garantörlüğü vecibe olarak değil, sadece hak olarak görmüştür. Buna karşılık Türk tarafı Ada’da barış ve istikrarı sağlayarak garantörlüğünün gereğini yerine getirmiştir. Dış denge içinde, Türkiye ve Yunanistan’ın birbirine kıyasla Ada’da daha avantajlı hale gelemeyeceği de öngörülmüştür. (Örneğin, Türkiye Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmadan Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne katılmayacağı yaklaşımı prensip olarak daha o yıllarda benimsenmiştir.) Garanti ve İttifak Andlaşmaları Türkiye için aşikar bir önem taşımakta ve geçerli kalmaya devam etmektedir.